Sendikamız tarafından TCDD Akçay Eğitim ve Dinlenme Tesisi’nin satışa çıkarılması Tesis önünde yapılan basın açıklamasıyla protesto edildi.
İzmir Şube üye ve yöneticilerimiz ile Edremit Demokrasi Platformu ve çeşitli siyasi partilerin katılımıyla gerçekleştirilen basın açıklamasında kampın kamuya ait olduğu ve özelleştirmenin halkın sosyal haklarına saldırı anlamına geldiği, bu girişimin açıkça kamu kaynaklarının yağmalanması olduğu belirtilerek, bu yağmaya karşı mücadele edileceği belirtildi.
Basın açıklamasına katılan Sendikamız Genel Hukuk TİS ve İnsan Hakları Sekreteri Hasan BEKTAŞ yaptığı konuşmada tesisin yıllardır demiryolu çalışanlarına ve ailelerine hizmet verdiğini, kampın sadece bir tatil yeri olmayıp, emekçilerin ortak yaşam kültürünün sembolü olduğunu belirtirken, Akçay Kampı’nı TCDD’nin elinden alıp sermayeye teslim ederek neyi amaçladığınızı biliyoruz. Bu girişim açıkça kamu kaynaklarının yağmalanmasıdır” dedi.
Sendikamız İzmir Şube Başkanı Erdal AKYOL tarafından yapılan basın açıklamasında, kamp alanının 9 Temmuz 2021 tarihli Cumhurbaşkanı kararı ile özelleştirme kapsamına alındığını hatırlatarak 18 kamu kurumuna ait sosyal tesis ve kampların 31 Aralık 2025’e kadar satılmasının planlandığı, ihaleye son teklif verme süresinin 24 Temmuz’dan 7 Ağustos 2025’e uzatıldığını belirterek, “bunun sadece bir taşınmazın devri değil; kamu çalışanlarının sosyal haklarına, kamu mülkiyetine ve sosyal devlete topyekûn saldırıdır. Satış kararı yaşam biçimimize de bir müdahaledir. Bugün sessiz kalırsak yarın hastaneler, okullar, kreşler, sosyal hizmet alanları da satılır. Emekçilerin nefes alacağı alanlar birer birer yok edilir.” İfadelerinde bulundu.
Açıklamasında;” Bu girişimin yalnızca bir alanın el değiştirmesi olmadığı, kamu çalışanlarının sosyal haklarına, kamu mülkiyetine ve sosyal devlet ilkesine topyekûn bir saldırı olduğuna dikkat çeken Akyol şunları söyledi; “Sosyal haklar birer lütuf değil, yıllar süren mücadelelerle kazanılmış emekçilerin hakkıdır! Akçay Kampı ve benzeri tesisler; sadece taş, bina ya da arsa değildir. Bunlar emekçilerin alın terinin karşılığıdır, dayanışmanın, dinlenmenin, insan onuruna yaraşır bir yaşamın sembolüdür.Bugün sessiz kalırsak; Yarın hastaneler, okullar, kreşler, sosyal hizmet alanları birer birer yok edilecektir. Bugün ses çıkarmazsak; Yarın emekçinin nefes alacağı tek bir alan bile bırakılmayacaktır.
Bu nedenle bir kez daha güçlü bir şekilde haykırıyoruz:
- TCDD Akçay Kampı ve diğer kamu dinlenme tesisleri özelleştirilemez!
- Sosyal devletin son kırıntıları da satılamaz!
- Emekçilerin sosyal haklarına dokunmayın!
Halkın malı halkta kalmalıdır. Kamusal alanlar sermayeye değil, toplumun ortak yararına hizmet etmelidir. TCDD emekçileri, tüm kamu çalışanları ve halk olarak bu talana izin vermek istemiyoruz”
“Çoğu, Ege, Akdeniz ve Marmara sahillerinde bulunan denize sıfır bu mülklerin özelleştirilmesi halinde kamu emekçilerinin zaten sınırlı olan tatil olanakları tamamen ellerinden alınacağı, Siyasi iktidarın kamuya ait bu mülkleri önceki özelleştirme uygulamalarında da yaptığı gibi yandaş sermayeye peşkeş çekmeyi planladığı ortadadır.”
“Tesislerin satışa çıkarılması aynı zamanda yaşam biçimine bir müdahaledir. Kamuya ait tesislerde alkol yasağı getiren anlayışın yaz tatili kültürüne de bakış açısını ortaya çıkarmaktadır. Kamuya ait olan mülklerin kamu yararına aykırı bir şekilde sermayeye teslim edilmesinin kamu yararıyla herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Kamuya ait mülklerden vazgeçmek yalnızca geleceğe yeni ve geri dönüşü imkânsız kentsel sorunlar bırakmaktır.”
Sendikamız tarafından ihalenin iptaline yönelik yürütmeyi durdurma talepli dava açıldığını belirten Akyol “BTS olarak kamunun tasfiyesine karşı, kamucu bir anlayışla mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.













